Gümüşhane’de Giyim Kuşam-3

İç Gömlek – Köynek

Şalvarların üzerine, yine herkesin haline göre, bezden, patiskadan, kelenden, ipekten dizlere kadar uzanan bir gömlek giyilirdi. Bu gömleğin yakası dar yapılır, önden iki üç düğme ile iliklenirdi.[1] Yörede kömlek veya köynek olarak adlandırılır. Basma, pazen, divitin veya çifte hasse (Amerikan Bezi) ‘den yapılan iç gömleğin yakası boyna paralel yuvarlak kesimlidir. Önü tam ortadan aşağı, göğse kadar 10-15 cm. kadar açık ve patlıdır. Yaka etrafına biye geçirilerek içe çevrilerek dikilir.

Öndeki patın sağ ve sol kenarları elde “teyel” denilen makine dikişi ile (siyah iplikle) zikzak şekillerle süslenir. Ön açıklık 2-3 düğme (beyaz düğme) ile kapatılır. Kollar, kol yeri oyularak bedene tatbik edilir. Kollar oldukça bol, boyu bile­ğe kadar uzundur. Kol uçları serbest, büzdürülmez. Kolların altına hareketlerin rahatlığını sağlamak için baklava dilimi şeklinde birer parça dikilir. Bu parçaya “koltuk” denir. Tam kol altına dikilen par­çanın boyutları ortalama 5×5 cm. civarındadır. Sivri uçlar kol altına ve bele, kısa uçlar ön ve arka bedene gelecek şekilde yerleştirilir. İç gömleğin beden boyu kalçaya veya dize kadar uzundur. Şalvarların üzerine, yine herkesin haline göre, bezden, patiskadan, kelenden, ipekten dizlere kadar uzanan bir gömlek giyilirdi. Bu gömleğin yakası dar yapılır, önden iki üç düğme ile iliklenirdi.10.2.2 İçlik-Mintan Gömleğin üzerine içlik entari (mintan) giyilir. Yine basma, pazen, divitin türü kumaşlardan dikilen içlik entari gömlek yakalı, uzun kollu, kol uçları büzdürülerek manşetli (körden) ‘dir. Beden boyu dize kadardır.

Don-Tuman-Şalvar

Gümüşhane kadınları şalvarı dış giysi olara kullanmazlar. İçten giyilen şalvar da Anadolu’nun bölgelerinde, dıştan kullandıkları şalvarlar gibi, öyle pek bol ve geniş değildir. Eski Gümüşhane’de entarinin altından giyilen şalvar, ayak topuklarına kadar iner, ayak bileğinden bir düğme ile iliklenirdi. Ya da baldırdan bağlanarak ayak bileklerine sarkıtılırdı. Hiç bir zaman entariden dışarı sarkmaz, görünürse ayıp sayılırdı. Şalvarlar belden bir uçkur ile bağlanırdı. Uçkurların uçları, simle, ibrişimle çeşitli desenlerde işlenir gelinlik çeyizi arasına konulurdu. Şalvarların kumaşı, herkesin durumuna göre, bezden, patiskadan, ipekten olurdu.[2]

Üç etek entarinin kumaşından fariz / farez (ipekli) genellikle sarı renkte mat ve parlak iplilerin oluşturduğu desenlerle bezeli kumaş “saten tülyon” den dikilir. Tumanın içi astarlıdır. Astar pazen, basma, divitinden istenilen renk ve desenler de veya Amerikan bezinden dikilir.

Üç etek kutnudan dikiliyor ise donda aynı kumaştan dikilir ve astarlanır. Bir en kumaştan (40-50 cm.) bir paça kesilir. Paçanın boyu bileğe kadardır. Astarda aynı şekilde kesilir, tumanın düz yüzü ve astarın düz yüzü, yüz yüze getirilerek birlikte dikilir ve ters çevrilir. Belde 4 cm., paçada 2 cm. genişliğinde uçkur yeri, uçkurun geçeceği yer (iç kısımda kalacak şekilde) açık bırakılarak dikilir. Ağa bolluk kazandırmak için dikilen ek parça, bir en kumaş­tan üçgen katlanarak ortadan kesilir. Baklava dilimi şeklinde orta­dan dikilir. Sivri uçlar, ön ve arkadan bele, diğer uçlar paçalara gelecek şekilde dikilir. Uçkur önde bırakılan açıklıktan geçirilerek bağlanır. Paça, uçundaki uçkur geçirildikten sonra diz altına kadar çekilir ve orada bağlanır ve kumaş aşağı sarkıtılır. Bir tuman 3 ve­ya 4 metre kumaştan çıkar (astarda aynı miktar kumaştan dikilir).

Yelek

Üçetek entarinin üzerine içine hasse (Amerikan bezi) ‘den yelek giyilir. Boyu bele kadar, yaka göğse kadar oldukça açık ön­den bel hizasında 3 düğme ile sıkıca kapatılan yelek, sutyen yerine kullanılır. Etek ucu düz kesimlidir. Göğüsler üzerine renkli iplerle teyel / iğne ardı (elde makine dikişi) işlerle yuvarlak şekilde çiçek motifleri ile süslenir.

Hırka – Sarka

Kadınların en ağır giysilerinden birisi de hırka idi. Entarilerin üzerine giyilirdi. Vişneçürüğü, mor, yeşil ve başka renklerde kadifeden olduğu gibi içerisi pamukla sırınmış, başka kumaşlardan da yapılırdı. Hırkalar tıpkı erkek ceketi biçimindeydi. Yanlarında cepleri de vardı.[3]

Yeleğin üzerine sarka /gazeki/ işlik gibi isimler olan cepken giyilir. Basma, pazen, divitin, kutnu ve kadife, çuha gibi kumaşlar­dan dikilir. Basma, pazen vb. kumaşlardan yapılanlar üç eteğin yaka kesimi ile aynıdır. Aynı açıklıkta ve önde belde 4-5 düğme ile kapatılır. Boyu bele kadar, ucu düz kesimlidir. Kollar takmadır, ge­nişliği normal, boyu ise bileğe kadardır. Gazeki, kadife, çuhadan yapılanların ise önü etek ucuna kadar açık yaka düz olarak aşağı kadar iner. Yakanın omuz dikişlerinden aşağı etek uçlarına kadar 2 cm. genişliğinde “peş” parça dikilir. ( süs amacı ile) Peş, omuzda dar, etek ucunda geniş üçgen bir parçadır. Kollar biraz daha geniş, boyu bilek hizasındadır. Genellikle süslemeler yaka. Kenarlarından etek uçlarına kadar ve arka etek de dâhil teğelle işlenir. Kol uçlar da işlidir. Arkada, sırtta koçboynuzu şeklinde aynı işle helezonik formlarda süslenir. Cepkenin boyu kalçaya kadar iner. Ön etek uçları yuvarlaktır. İçi astarlıdır. (Amerikan bezi ile veya basma türü kumaşla).

Üç Etek Entari -1

Entarilerde çeşitli kumaşlardan yapılır, gömlek gibi baştan geçirilir, etekler topuklara kadar inerdi. Belde, ayni kumaştan yapılmış belbağı vardı. Düğünlerde, gezmelerde bu entarilerin kadife gibi ağır kumaşlardan yapılmış olanları giyilirdi. Simle işlenmiş olan bindallı entariler daha gösterişli olurdu.

Bu entariler bellerine hasır örgülü ya da başka teknikte yapılmış olan gümüş kemerler takılırdı. Üç etek biçimli entariler, Meşrutiyetten sonra Gümüşhane’de artık kullanılmamıştır.[4]

Üçetek entari; gömleğin üzerine giyilir. Genellikle Gazeki, kutnu ( renkli çizgili / çubuklu) kumaşlardan dikilir. Bunlar; altı kardeşli, yedi kardeşli, beşkardeşli vb. adlandırılırlar.

Üç etek entariler gi­yen kişinin beden yapı sına göre 3-4 metre kumaştan çıkar (ayni miktarda astar kullanılır). Yaka yuvarlak veya “V” yakadır, göğse kadar açıktır, (altına giyilen iç gömleğin patına yapılan teyel süsle­rin görünmesi için) Entarinin önü bel kısmına dikilen 4 veya 5 düğme ile kapatılır. Kollar, kol yeri oyularak bedene tatbik edilir.

Kol altına hareket rahatlığını sağlamak için “koltuk” tabir edilen ek parça dikilir. Bunun büyüklüğü yine ortalama 5×15 cm. ebadındadır. (Uzun uçlar entarinin bel dikişine kadar iner.) Koltuk parçanın tatbiki iç gömlekteki gibidir.

Kutnudan dikilen üçetek entarilerin kol boyu parmak uçlarına kadar iner. İpekli (fariz/farez)üçetek ve diğer kumaşlardan dikilen entarilerin kol boyu bileğe kadar boldur. Bilek­te büzdürülerek manşetle (kardenle) toplanıp tek düğme ile kapa­tılır. Manşetin genişliği 4-5 cm. kadardır. Etek kısmı, önde iki, arka­da tek parçadan oluşur. Ön parçaların genişliği 25’er cm. arka par­ça 50 cm. dir. Eteklere genişlik sağlamak için belden etek ucuna kadar “peş” tabir edilen üçgen parça dikilir. Sivri ucu bel kısmına, geniş ucu eteğe gelecek şekilde yerleştirilir, (peşin genişliği 10 cm.dir.) Peşler 4 adettir. İkisi ön eteğe, diğer ikisi arka eteğe yan dikişlerine gelecek şekilde dikilir.

Üç Etek-Entari-2

Üç eteklerin yaka kenarları sırmalarla süslenir. Sırma; farklı bir kumaştan 2 cm. genişliğindedir. Yakanın ters yüzüne dikilen sırma düz yüze çevirilerek tutturulur. Manşetlerin kenarlarına bir sıra teyel yapılarak süslenir. Kaytan varsa bir sıra kaytan dikilir. Arka etek uçlarının köşelerine 4-5 cm. yukarıdan bir sıra/kaytan düz olarak dikilir. Oluşan üçgenin tam ortasından sivri uca doğru bir sıra, kaytan daha dikilir. Kutnudan dikilen üç eteklerin uzun ve düz olan kol uçlarına da bir sıra kaytan dikilir diğer süslemeler ay­nıdır.

Üç etek entariler ve tuman genellikle aynı kumaştan dikilir ve bu “1 kat” olarak tanımlanır. Bir kat, ortalama 12 metre kumaş­tan hazırlanır. (3 metre üç etek entari, 3 metre astarı, 3 metre tu­man ve 3 metre tumanın astarı). Fariz / farez ‘den yapılan üç etek entarilerin göğüs üzerinde de süslemeleri vardır. Sağ ve sol tarafa renkli ipliklerle “teyel” denilen dikişle yapılan çiçek formlarından oluşan süslemelere “ayna” denir. Yırtmaç kenarları ve etek uçları da teyelle zikzak formlarda işlenir. Üç etek entarilerin içleri aynı renk ince pamuklu veya Amerikan bezi ile astarlanır.

Şal Kuşak

Üçeteğin beline “şal kuşak” sarılır. Hazır alınan kuşak, ka­re şeklinde yaklaşık 120 cm. ebadındadır. Uçlar üst üste getirile­rek üçgen şeklinde katlanır. Küçük gelir ise bir ucu daha kısa bıra­kılarak bele arkaya sarılır. Uçları öne getirilip üst üste konarak iğ­nelenir. Üzerine bağ bağlanır.

Bağ

Şal üzerine, önden arkaya arkadan öne tekrar arkaya dola­narak bağlanır. Uçları püsküllüdür ve bağın ucuna yapılan ilik- düğme ile arkada tutturulur. Saçaklar/püsküller boncuklarla süsle­nir. Bu bağa yine aynı şekilde daha az iple örülen bağlarla “iğnelik” asılır, dikdörtgen veya üçgen şekillerde deriden dikil en kılıfların içinde iğne ve iplikler saklanır. Bağ; yün iplerinden tek renk veya 2-3 renkli 12 adet ip yeteri i boyda kesilir. İkiye katlanarak açık uçları ikinci bir kişi tarafından tutturulur veya çatal şeklindeki bir çubuğa bağlanır. Kapalı uçları ören kişi parmaklarına geçirip, ipleri birbirinin arasından geçirmek sureti ile örer. Bu örgüye yörede “yı­lan sırtı” denir. Üçeteğin ön uçları sağdaki sola soldaki sağa çaprazlanarak şal kuşağın altına sokulur.

Şal Peştamal

Üçeteğin üzerine, öne yünden tezgâh ta (Çepni tezgâhı) dokunan şal peştamal örtülür. Siyah yün iplerden eni yaklaşık 20 cm.den 3 parçanın yan yana dikilmesi ile 70 cm. ebadındadır. Par­çalar birbirine aynı renk yün iple “kor teyel” denilen çapraz dikişle tutturulur. Peştamalın boyu ayak bileğine kadar iner. Yanlar 1 cm. kadar alta çevrilerek kor teyelle tutturulur. Sağ ve sol kalça hizası­na gelen yere üç adet yün ipten hazırlanan saçak, 1 adet mavi boncukla tutturulur, (süslemek amacı ile). Beline dikilen bağ (ku­maştan, 2 cm. genişliğinde) ile önden arkaya, arkadan öne ve yine arkaya dolanarak ilik-düğme ile tutturulur. Bu bağın ucunda bon­cuklar vardır.

Saçların Örülme Biçimi

Saçlar, arkada (saçın kalınlığına göre sayısı farklıdır, belli bir sayı yoktur) kaytanla örülür. Kaytanın üzerine ilk başa 1 adet gümüş düğme diğer kısımlarına ise mavi düz boncuklar dikilir. Sa­çın örülmeye başlandığı yere düğme getirilir, diğer boğumlardan boncuklar görünecek şekilde örülür. Kaç adet örgü varsa düğme­lerde o sayıdadır, düğmeler yan yana gelerek düz bir hat oluştu­rur. Sağ ve sol yanak üzerinde dudak veya çene hizasında bir tu­tam saç kesilerek 1 adet siyah toka ile ortadan tutturulur (düz dur­ması, dağılmaması için). Örgülerin uçları püskül gibi bırakılır.

Tepelik – Baş Bağlama

Takılardan Gümüşhane’de özelliği olan yalnız (tepelik) vardır. Tepelik, tam ortadan bölünmüş büyük bir elmanın yarısından azıcık daha büyüktü. Üzeri siyah ibrişimle işlendikten sonra, sıra sıra altınlar dizilirdi. İlk sıralarda teklik altınlar, yukarı sıralarda yarımlıklar, tepeye doğru çeyrek altınlar yer alırdı. Bu biçim olanlar, yalnız teklik altınlarla yapılanlardan daha bir güzel olurdu.

Tepelikler, kenarlarından iliştirilmiş, üzeri altınlarla sıralanmış olan bir şerit halka ile başa geçirilirdi. Daha zengin olan ailelerden tepeliklerinin üzerinde bir de baştan tepeyi aşırarak geçen, altın dizili bir şerit daha olurdu. Tepelikler, daha çok gezmelere gidildiği zaman başa takılır, sol kaşın üzerine doğru indirilir, üzerine elbiseye uygun renkte bir krep başörtüsü örtülürdü. Bazı İllerimizde hâlâ kullanılmakta olan hal hal, Gümüşhane’de hiç kullanılmamıştır.

Başa çeşitli renkte ve desende oyalı çenber (yemeni) örtülürdü. Çenber başa örtüldükten sonra, boyundan dolandırılır, çok zarif ve ustalıklı biçimde ucu, yanağın sağ tarafına sokulurdu. Yaşlı hanımların çenberleri oyasız olur, üzerine kenarları oyalı beyaz namaz bezi örterlerdi. Varlıklı genç hanımlar düğüne, gezmeğe gittikleri zaman ağır elbiselerini giyer, başlarına tepeliklerini takar, tepeliğin üzerine krep bir örtü örterlerdi. Bu krep başörtüsünün rengi giyilen elbisenin rengine göre değişirdi.[5]

Ayrıca başa takılan farklı gümüş tepeliklerde vardı bu tepelikler, başın üst kısmının büyüklüğün­de üzere işlidir. Tepeliğin üstünden gümüş zincirler sarkar, zincirle­rin ucunda da arka kısımlardan çatal boncuk, düz boncuk, takılır ve gümüşler sarkar. Ön kısımdan ise tepeliğin alın kısmından aşağı 2cm. uzun­luğunda ki gümüş zincirlerle kırklık paralar sarkar. (100 lira büyüklüğünde 40 adet gümüş para). Tepeliğin önündeki paralar görünecek şekilde üst kısmına pembe yazma, bağlanır. İpekli düz renk kumaştan kare şeklindeki yazma önce üçgen katlanır sonra tekrar katlanarak 4- 5cm. Kalınlığında dürülüp alına önden sarılıp arkaya, tekrar öne getirilerek bağlanır. Buna “gacık” veya “gaç vurma” denir.

Fes

Tepelikten başka başa fes de takılır. Hazır alınan fes bordo veya kırmızı çuha kaplıdır. Yüksekliği 3 cm. kadardır. Alın kısmına altın, yoksa gümüş paralar dikilir. (6- 7 adet) Gümüş paralar dikil­diğinde fesin yüzü gümüş paralar dikilerek süslenir.

Fesin tepesinde 10 cm. uzunluğunda siyah ipek ipliklerden oluşan püskül vardır. Alına “sarılı çit ” tabir edilen çifte hasse (Amerikan bezi) benzeri üzeri siyah çiçek baskılı sarı örtü gacık şeklinde, onun üzerine de beyaz çit “bürük” şeklinde oyalar dikilir. Bürük; örtü üçgen katlanıp uzun kısmı alna gelecek şekilde örtülür. Sağ veya sol uç çene altından dolanarak başın üzerine atılır. (Diğer uç çene altına sıkıştırılır.) veya ağızı kapatacak şekilde burun altından geçirilerek başın üzerine atılır.

Çorap

Eski Gümüşhane’de şehrin hanımları, kendi elleriyle yünü tarar, eğirir, iplik yapar, kendi çoraplarını kendileri örerlerdi. Bu çorapların üstündeki nakışlar, motifler, giyecek olan hanımın yaşına göre değişirdi. Meşrutiyet’ten sonra pamuk iplikle çeşitli renklerde örülmüş (çülki) moda olmuştu.[6]

Ayağa yünden örülen siyah, beyaz veya mor renkte düz çorap ya da renkli iplerle örülen nakışlı çorap giyilir. Çorap boyu taban kısmından 4-5 cm. uzunlukta yanı kısadır. Nakışlar burun ve topuktan yukarı tek sıra halindedir.

Kabaralı Kundura

Çorap üzerine çok eskiden sırımlı çarık giyilirken daha sonra kabaralı kundura giyilmiştir. Düz siyah renkli deriden yapılan kunduralar 10 cm. kadar yumurta topuklu altı sarı mıhlı /kabaralı düz ayakkabıdır. Kadın kunduraları öyle pek süslü olmazdı. Kaba da denilebilirdi. O zamanlar ayakkabı fabrikaları olmadığı için, ayak ölçüsü verilir, ayakkabılar kunduracılara yaptırılırdı. Bu da ustasına göre biraz iyi ya da daha az kaba olurdu.[7]


[1] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[2] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[3] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[4] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[5] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[6] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

[7] Sabri Özcan San Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara 1990

Tags from the story
, , , ,
İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: Necati Yılmaz

Gümüşhane’de Giyim Kuşam-2

Gümüşhane’nin Kuzey Kesiminin Kıyafet Karakteristiği Gümüşhane’nin kuzey kesimle­rini...
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir