Doğu Türkistan’da Çin İşgali

İlk Büyük işgal

Çin, Doğu Türkistan üzerinde asırlardır mücadele eden, bölge üzerinde sürekli hak sahibi olduğunu iddia eden siyasi yapıların en büyüğüdür. Günümüzdeki meselelerden geçmişe doğru bir analiz yaptığımız da durumun bugünkünden pek farklı olmadığı görülecektir. Çin Halk Cumhuriyetinin yaklaşımı bölgeyi sadece ilhak meselesi değildir. Çin her mecrada bölgenin Çin toprağı olduğunu dile getirmektedir. Günümüz şartlarında bakıldığında bölgenin zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bölgenin Çin açısından önemini gözler önüne sermektedir. Ancak söz konusu dönem incelendiğinde günümüz şartlarının hiç birinin oluşmadığı ortadadır. Peki, asırlardır güney topraklarında hâkimiyet süren Çin, neden sürekli olarak Doğu Türkistan coğrafyasına sahip olmak istiyordu? Burada cevaplanması gereken soru budur.

Çin tarihinin her döneminde ülkesindeki siyasi yapıyı, kuzeyden gelen siyasi baskılar neticesinde kaybetmiştir. Hun Devleti ile başlayan mücadele Göktürk Devleti ile devam etmiştir. Moğollar zamanında Çin hanedanlığı ortadan kaldırılmış ve ülkede Moğol hanedanlar dönemi başlamıştır. Kubilay Han ile Çin’de hâkimiyet kurulmuştur.[1] Moğollardan sonra ise Çin toprakları üzerinde tam manası ile hâkimiyet kuran bir yapı oluşmamıştır. Türkistan coğrafyasındaki iç meseleler ve Anadolu’nun keşfi neticesinde seferlerin yönü Anadolu coğrafyasına yönelmiştir. Emir Timur’dan sonra bölgede siyasi yapı bozulmuş ve Türkistan’da büyük bir siyasi yapı oluşmamıştır. İşte Çin seddinin dışında kalan bölgeleri kontrol ederek bu akınlara son vermek istemekteydi.

Bu sebeple Çin ilk defa T’ang hanedanlığı zamanında seddin dışına sefer düzenlemiştir. Türkistan’da hızla ilerleyen Emevi orduları ile Çin 751 yılında Talas (Taraz) nehri kenarında karşılaşmışlardır.[2] Fergana ordusu bu savaşta Çin ordularını desteklemiş, Emevi orduları ise Karluk Türkmenlerinden destek almışlardır. Savaş neticesinde T’ang orduları yenilmiş ve Türkistan’dan çekilmişlerdir. Bu tarihten sonra Çin’deki hanedanların hiç biri 1755 yılına kadar seddin dışında askerî faaliyet yürütmemiştir.

Birinci büyük istila döneminin başlangıcı ise XVIII. yüzyılın son çeyreğindedir. Bu dönemde bölgede yaşanan siyasi olaylar, Çin yönetiminin bölge üzerinde sıkı bir hâkimiyet kurmasına sebep olmuştur. Çin’in bölgede hâkimiyet kurmasındaki en büyük etken, Doğu Türkistan’da hüküm süren Hocaların[3] siyasi olarak bölgede etkin bir yapı oluşturamaması gelmektedir. Hocaların kendi aralarındaki çatışmalar ve gruplaşmalar Çin yönetimi tarafından kullanılmıştır. Çinliler Hocaları önce birbirine kışkırtarak bölmüşler, sonra da parçalayarak yönetmişleridir.[4] Çin bu istila döneminde bölgede hem siyasi ve ekonomik hem de sosyal bazı uygulamalar yapmıştır. Türk nüfusunu kırmak için tehcir politikaları uygulamaya başlamıştır. Yerli halkın arazisi cebren elinden alınıp Çin’den getirilen göçmenlere dağıtılmıştır.[5] Kendilerine destek veren, Çin istilasına karşı çıkmayan yerli halka ise unvan verip toprak dağıtmıştır. Hocaların birbiri ile çekişmelerinden ve ağır vergilerden bunalan halk başlangıçta Çin isyanına karşı direniş göstermemiştir.

Ancak 1795 yılından sonra Çin yönetimi bölgede kültürel bir tahribata ve asimilasyon hareketine girişti. Müslüman halka ait camiler, medrese binaları, hamam ve imar yerlerinin tamamı Çinlilere satılmaya başlandı. Birçok dinî yapı için Çin yönetimi yıkma kararı aldı. Çin istilanın ilk yıllarında yerli ahaliyi bürokraside etkin olarak kullanırken zamanla Çinli yöneticilerin ve memurların başına buyruk tavırları bu durumu da değiştirdi. Ağır vergiler Çin hâkimiyetinin bölgede sorgulanmasına sebep oldu.[6]

 Çin yönetiminin bu tavırları kısa sürede bölge insanının tepkisini çekti. 1759 yılından başlayan ve 1865 yılında Yakub Han ile devlet olma sürecine giden büyük ayaklanmalar dönemi de böylece başlamış oldu. Bu süre içerisinde bazıları büyük olmakla birlikte 42 ayaklanma olmuştur. İsyanların ağırlık merkezi Hoten, Yarkent ve Kaşgar bölgesiydi. Sonuçta Uygurlar bir takım haklarını geri almaya da muvaffak olmuşlardır. Satılan toprak ve eğitim kurumları ile medrese binalarının çoğu geri alındı. Uygurlar Altışehir’de, Müslüman Çinli olan Huiler ise ülkenin doğu ve kuzey kesimlerinde kontrolü ele almaya başladılar.[7] Bu isyanlar içerisinde başarılı olarak Doğu Türkistan’da Çin egemenliğine son veren tek girişim, Uygurlar ve Hui-huiler’in (Dunganlar)[8] 1864 kışında başlattıkları isyandır. Ağır vergiler altında ezilen Hui-huiler’in liderliğini Dungan asıllı Ma Lung ve Ma-Sen üstlenmişti. Kuçar’da başlayan ayaklanma, Kurla ve Urumçi halkının da katılımıyla iyice büyümüştür. Kaşgar’da yönetimi elinde bulunduran Kırgız hanlarından Sadık Bey bir elçi heyeti oluşturarak Hokand Hanlığı’na göndermiş, hocalar neslinden birinin Kaşgar’a gönderilmesini ve burada barışı yeniden sağlamasını istemiştir.[9] Hokand hanı bu yardım davetini geri çevirmeyerek Buzurg Han ile Yakub Bey’i yanlarına bir miktar asker vererek Kaşgar’a gönderdi. Yakub Bey, Rusların Doğu Türkistan seferleri sırasında Akmescit ve Taşkent savunmalarında bulunmuştu. Bölgeye hâkimiyeti sebebi ile Buzurg Han ile gönderildi.[10] Bölgede kısa süre içerisinde etkili bir yönetim kuran Yakub Bey Kaşgar’da otoritesini sağladıktan sonra Doğu Türkistan’ın önemli şehirlerinden Aksu, Kuçar Kurla ve Karaşehir’i ele geçirdi. Hocalar döneminin devamı olan hocaların tamamını ortadan kaldırmış ve tüm beylikleri tek çatı altında toplamıştır. Bu durumdan rahatsız olan Buzurg Han’ı ise yönetimden uzaklaştırmıştır.[11] Böylece tek güç konumuna gelen Yakub Han ile birlikte 1864’te başlayıp 1877 yılına kadar devam edecek olan Kaşgar Hanlığı dönemi başlamış oldu.


[1]     Mustafa Kafalı, “Cengiz Han”, DİA, VII, s. 367-369.

[2]     Ahmet Taşağıl, “Talas Savaşı”, DİA, XXXIX, s. 110.

[3]     1678 yılında Seidiye Hanlığının yıkılmasından sonra bölgeye gelen Nakşi şeyhleri özellikle güneydeki 6 şehirde (Turfan, Hoten, Yarkend, Aksu, Hoten, Yengi Hisar) güçlenerek siyasi otoriteyi ellerine almışlardır. Hocalar için bkz. İklil Kurban, Doğu Türkistan İçin Savaş, s. 43.

[4]     W.W. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, haz. Hakkı Dursun Yıldız, Ankara 1990, s. 405.

[5]     Mehmet Emin Buğra, Doğu Türkistan, Tarihi, Coğrafi ve Şimdiki Durumu, İstanbul 1952, s. 20.

[6]     Kim Hodong, Holy War in Chine: The Muslim Rebellion and State in Chinese Central Asia 1864-1877, Stanford University Press, California, 2004, s. 163-164.

[7]     42 isyan içerisinde en önemli olanları şunlardır; Büyük – Küçük Hocalar İsyanı (1757-1759), Üç Turfan İsyanı (1765), Ziyaüddin Hoca İsyan (1815), Cihangir Hoca İsyanı (1824-1828), Yusuf Hoca İsyanı (1830), Yedi Hoca İsyanı (1847), Valihan Töre İsyanı (1857), Kuçar ve Döngenler İsyanı (1864). İsyanlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. İklil Kurban, Doğu Türkistan İçin Savaş,  s. 71-80.

[8]     Bugün daha ziyade Hui-hui veya Hui-tse denen Çinli Müslümanlara Doğu Türkistan Türkleri Döngenler demektedir  (Hee Soo (Cemil) Lee, “Döngen”, DİA, IX, s. 517-518). Döngen diye de telaffuz edilen Çin dışında yaşayan Müslüman Çinliler için Dungan denirdi. Dunganlar kendilerine genellikle Huizu derler. Dungan ismi Huiler için Türkler tarafından kullanılan bir adlandırmadır. Kelimenin anlamı konusunda Huilerin tarihî ve etnik kökeni ile ilişkilendirilen çeşitli başka fikirler de bulunmakla birlikte, yaygın olarak bilindiği üzere dön- fiilinden türetildiği ve ‘başka bir dinden çıkıp Müslüman olan, mühtedi, dönme’ anlamını karşıladığı görüşü daha geçerlidir. Zira Hui kelimesi Çincede ‘dönme, dönüş, dönmek’ anlamına gelir; dolayısıyla Türklerin yaptığı, bu kelimeyi Türkçeleştirerek kullanmaktan ibarettir ( Filiz Kılıç, “Kırgızistan’daki Dunganlar: Tarihleri, Göçleri, Yaşamları, Dil Durumları”, Türk Bilig, Ankara 2013\26, s. 26

[9]     Paul Henze, The Great Game in Kashgaria, British and Russian Missions to Yakub Beg”, Central Asiatic Journal, VIII (January 1989), s. 61-95.

[10]    Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi, İstanbul: Enderun Kitabevi,1981, s. 218-219.

[11]    Yelda Demirağ, “1755-1949 Yılları Arasında Doğu Türkistan”, Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi, 3 (2014), s. 233.

İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: Serhat Doğan

Usturlab’ın Serüveni

13. Yy İslam dünyası tüm değerleri ile insanlık...
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir