ŞU ÇILGIN TÜRKLER

“Sevgili gençler!


             İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarımızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.”
notuyla biten, belgelere dayalı, gerçek olgu ve olayların romanı. 2005’te Bilgi Yayınevinden çıkmış. O zamanlar kitabı duymuştum. Çok popülerdi. Ben de popüler kitaplara karşı önyargılı…
            Kitabın önsözü ve kitabın isminin neden “Şu Çılgın Türkler” olduğu çarpıyor insanı ilk olarak: “Sevres antlaşmasını İstanbul yönetimi kabul etmiş, Ankara reddetmişti. Yoksul Ankara’da toplanmış bir avuç yurtsever dünyaya meydan okuyordu. Dünyaya egemen Batılı yöneticiler bu meydan okuyuşa güldüler, Sevres’i reddedenleri ÇILGIN diye küçümseyip aşağıladılar. Ama bu çılgınlar inanılmaz işler başarmaya başlayınca gözleri açıldı. Emperyalizmin askerlerini, paralı askerlerini, ajanlarını, işbirlikçilerini, kandırdığı hainleri, gafilleri, akılsızları, yüreksizleri yenip duruyordu. Namuslu gözlemciler ÇILGIN sözcüğünü bu kez bu emsalsiz yurtseverler için kullandılar. ÇILGIN sözcüğü böyle bir dönüşüm yaşadı.”

            Bu romanı okumadan birkaç ay önce Nutuk’u okumuş niçin daha önce okumadığım için pişman olmuştum. Gördüğüm tarih derslerine, okuduğum kurtuluş savaşı konulu romanlara (Küçük Ağa, Esir Şehrin İnsanları, Sahnenin Dışındakiler) rağmen hiçbir şey bilmediğimi fark etmiştim. Bu romanı okuyunca bir kez daha aynı pişmanlığı yaşadım. Romandan çok etkilendim. Bildiğimi sandığım bir tarihi dönem anlatılıyordu güya. Okudukça ne kadar az şey bildiğimi tekrar tekrar fark ettim. Bir tarih kitabı değildi fakat bir tarih kitabı gibi öğreticiydi. Romandı ama anlatılan olaylar kurmaca değil gerçekti. Üstelik bir roman gibi sürükleyiciydi.

O zamanlar ne kadar fakir ne kadar çaresizmişiz millet olarak. Ne çok ölmüşüz. Kara kara bulutlar yıllarca terk etmemiş göğümüzü. Üç kıtaya hükmetmiş bu büyük millete Anadolu bile çok görülmüş?

Romanda Milli Mücadele bir film gibi kare kare geçiyor gözümüzün önünden. Yüreğiniz sıkışıyor, hüzünleniyorsunuz. Gözleriniz doluyor. Çaresizliği bir kez de siz yaşıyorsunuz. Uzak bir geçmiş değil daha dündü çünkü yaşananlar: Askerimizin ayağında çarık, üstünde düzgün asker kıyafeti, sofrasında yemek yok. Cephane yok, silah yok. Sadece umudu var.

            İşgal, çekilen acılar, çaresizlik ilmek ilmek işlenmiş. Savaşın her safhası adım adım anlatılmış: Şımarık Yunan’ın İzmir’i, Bursa’yı işgali. Sonra Ankara’yı ele geçirmek için galibiyetten emin taarruzu. Bozulmadan, öle öle ama dağılmadan Ankara sınırına kadar çekilişimiz. Bu sırada düşmana ağır kayıplar verdirişimiz. Sakarya savaşında 22 gün 22 gece ölüp ölüp dirilişimiz. Nihayet düşmanı yenip durduruşumuz. İstanbul’daki İngiliz kontrolündeki kendi depolarımızdan silah/cephane çalışımız, bunları binbir zorluklarla Ankara’ya ulaştırışımız. Düşmanlar bir olup üzerimize saldırmış ve bizi tarih sahnesinden silmeyi kafasına koymuşken bizim BİRLİK olamayışımız. Eylül 1921’den Ağustos 1922’ye kadar her safhası özel olarak planlanarak taarruza hazırlanışımız. İmkansızlıkları imkana dönüştürüşümüz. Kimse ihtimal vermezken bizim başka bir olasılığı aklımızdan geçirmeyişimiz. 26 Ağustos 1922 Cumartesi günü başlayıp 9 Eylül gününe kadar yani on beş günde düşmanı Afyon, Uşak, Eskişehir’den; köylerden, mevzilerden söke söke bir sel gibi önümüze katarak İzmir’den denize döküşümüz. Ve bu ana savaş hikayesinin arasına sıkıştırılmış onlarca küçük hikaye, mecliste yaşananlar, İstanbul’daki durum…

Yazar Yunanlıları anlatırken onların, İngilizleri anlatırken İngiliz kaynaklarından yararlanmış. Uluslararası kurulların raporlarından, yabancı gazetelerden ve araştırma kitaplarından faydalanmış.

Bir Milli Mücadele romanı. 688 sayfa. Ayrıca 46 sayfa dipnot. Anlatılan her şeyin kaynağı gösterdiğini söylüyor yazar. “Hiçbir şeyi abartmadım, küçültmedim de.” diyor çünkü Milli Mücadelenin bir yazarın hayal zenginliğine ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Ona göre gerçek olaylar hayali çok aşıyor. Şu Çılgın Türkler’i bu yazıyı okuyanlara öneriyorum. Romanın Milli Mücadeleyi öğrenmenize katkısı olacağını düşünüyorum.

İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: Alim Gören

Havada Kar Sesi Var

Havada Kar Sesi Var/Talat ÜLKER “Havada kar sesi...
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir