YALNIZIZ

Merve Nur ŞANLI

Yalnızlık sözlükte “kimsesiz olma durumu” olarak geçiyor.

“Yalnızlık, yaşamda bir an

Hep yeniden başlayan

Ya da kocaman bir yalan” Özdemir Asaf yalnızlığa başka bir boyut kazandırıyor. Peyami Safa ise ” Romanın konusu insandır” dediği kitabının adını “Yalnızız” koyuyor. 

Kuşkusuz eserine koyduğu adın hakkı satırlarda fazlasıyla verilmiş. Hayali karakterinin yanı sıra, ona hayali bir de dünya kurgulamış. Sanki içinde bulunduğu dünya ona yetememiş, mütemadiyen yalanların ve bencilce yargılayan insanların etkisi onu bitkin düşürmüş. Tüm bunlardan soyutlanarak insanı, insan olarak anlamak üzere kurulmuş ve en önemli varlığı insan olan bir ütopya… Kim bilir belki de yazar, yaşamak istediği dünyayı Samim üzerinden Simeranya kurgusu ile anlatmak istemiştir.

Kitaptaki yalnızlık, sözlükteki anlamından tamamen farklıydı. İlk sayfalarda beni karşılayan Mefharet’in öfkesine hak vermemek elde değildi. Yazar, Samim’e yazdırdığı aşk cümleleriyle ve bu aşkın Mefharet’in kızı ile ağabeyi Samim arasında olma karmaşasıyla, Mefharet’in sinirlerini, benim ise kafa karışıklığımı artırıyordu. Kendi kendime söyleniyor, Mefharet’in konuşma cümlelerini bir hınçla okuyor, ayılıp bayılmasına ortak oluyordum. O köşkte kimsesiz değillerdi, maddi durumları da gayet iyiydi fakat eksik olan bir şeyler vardı. Herkesin birbirinden sakladığı veyahut gerçeğin üzerini örtmek için söyledi bir takım yalanlar… Bazen de unutulmayan acıların verdiği intikamlar..

Yazar’ın asıl anlatmak istediği bence Samim’in ütopyası idi. Mesela insan ruhunu anlamadan atomu izah etmek mümkün değildir. Dalga mekaniği ile hazım fonksiyonu yahut bir öksürükle gökte bir yıldızın düşmesi arasında sıkı münasebetler vardır. Velhasıl her şey insana bağlıdır.

İnsanı anlamak, kendine pay çıkarmadan dinlemek. Karşındakinin sana bir şeyleri çekinmeden anlatması için ona güven vermek. Gerçekten değer verdiğini hissettirmek. Samimin kafasında çözemediği bir şey olduğunda gözlerini kapaması yetiyordu. Simeranya’da bu iş nasıl çözülür? Mesele aşk ile ilgiliyse onu aşk enstitüsüne götürecek bir görevli yaklaşıyordu yanına. Onu boş bir odada koltuğa oturarak yaşadıklarını anlatmasını istiyordu. Yaşadıklarının onun benliğinde nasıl durumlara yol açabileceğini tartıyordu…  

Romanda geçen olayları bilmeden, anlatılanları anlamak güç. İlk sayfalarda karmaşıklığa kapılacak fakat sayfalar ilerledikçe bu ailenin bir ferdi olmuş gibi anlayacaksınız her şeyi. Kitap sizi olayların içine çekecek ve merak duygusunu yoğun bir şekilde yaşatacak. Hayalî bir kurguyu düşünürken, o hayalin içinde yeni bir ütopya hayali okuyacaksınız.

Samim’e aşkı böyle güzel tasvir ettirebilen gizem, yazarın yalan kavramını ele alışı ve gerçek mutluğunun maddelerden ibaret olmayacağı… 

“Âşıklara haber vermek isterim. Kalbin bütün meselesi yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir. Fikirler ancak bu mukavemet hislerini yaratan tahrik ve telkin unsurlarıdır.”

Bilmek için bilgi kâfi değildir, anlamak da lâzımdır.

İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: HerfeneSanat

HARFLER VE NOTALAR

Merve GÖMLEKSİZ “Söylemeye ne hacet, bizim havamız suyumuz...
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir