Deli Kurt

Giriş

Deli Kurt, konusu Osmanlı tarihinden seçilmiş tarihi bir romandır. Türk tarihinin en bahtsız hadiselerinden biri olan Ankara Savaşı sonrası gelişen olaylar, taht kavgaları, Türk boyları ve beyleri arasındaki hâkimiyet mücadeleleri gerçeküstü öğeler de taşıyan bir aşk öyküsü etrafında sunulur okuyucuya.

Yıldırım Bayezid’in beş oğlu; Süleyman, Mehmed, Musa, Mustafa ve İsa arasında yaşanan taht kavgası yıllarca sürmüş ve bu dönem tarihimizde “Fetret Devri” adıyla anılmıştır. Bu devri işleyen Deli Kurt romanında Atsız, bir yandan devlet geleneğimizi, öbür yandan da Anadolu’da kurduğumuz yeni kültür ve medeniyeti, tarihi gerçeklerin çerçevesine sadık kalarak romanlaştırmıştır.

Romanın Özeti

Yıldırım Bayezit’in oğlu İsa Bey, kardeşleriyle arasındaki taht kavgası şiddetlenince hamile olan karısı Bala Hatun’u, güvendiği sipahilerinden Çakır’a emanet eder. İsa Bey’in deneyimli ve güvenilir sipahilerinden biri olan Çakır, Bala Hatun’u büyük bir gizlilik içerisinde Karası’daki sütanası Satı Kadın’ın köyüne götürür. Satı Kadın ağzı sıkı bir Türkmen kadınıdır. Çakır Bala Hatun’u Satı Kadın’a emanet ederek döner. Satı Kadın’ın iki yaşında Evren adında bir oğlu vardır.

Aradan on yıl geçer. Taht kavgası sonuçlanır. İsa Bey ölmüş, tahta Mehmet Bey geçmiştir. Çakır, bir sipahi olarak Mehmet Bey’in emrinde görev almış ve düzenlenen bütün seferlere katılmıştır. Çakır, Karası’ya dönünce Bala Hatun’un Murat adını koyduğu oğlunu doğurduktan bir yıl sonra, İsa Bey’in ölüm haberini aldıktan birkaç ay sonra öldüğünü öğrenir. Satı Kadın Murat’ı öz oğlundan ayırmadan yetiştirmiştir. Murat, deli dolu bir çocuktur ve bütün köylüler ve akranları onu “Deli Kurt” diye çağırmaktadırlar. Çakır her iki çocuğun da eğitimlerine katkıda bulunarak tekrar orduya döner.

Aradan altı yıl daha geçer. Murat ve Evren, Çalık’ın emrinde orduya katılırlar. Torlak Kemal’in dervişleriyle yapılan savaşta Osmanlı ordusu galip gelir. Torlak Kemal’i Murat esir alır.

1422 yılına gelindiğinde Mehmet Bey ölmüş, yerine oğlu Murat geçmiştir. 19 yaşına ermiş koca bir delikanlı olan Deli Kurt, Düzmece Mustafa isyanlarının bastırılmasında da yararlılıklar göstermiş ve Sipahi olmuş ve evlenmiştir. Bir aylık izinlerinde Çakır, Murat ve Evren Satı Kadın’ı ziyaret için Türkmen obasına giderler. Orda iken Türkmen Bey’i onlara bir masal anlatır. Masal Gökçen Adlı bir kıza tutulan şehzadenin öyküsüdür.  Türkmen obasından dönünce Çakır ve Murat gizlice İstanbul’a giderler. Ziyaretin sebebi Hasan Çelebi’dir. Hasan Çelebi, İsa Bey’in en yakın ve en has adamıdır. İsa Bey’in emaneti olan akçaları düzmece bir öyküye dayandırarak Murat’a teslim ederler.

Aradan on yıl daha geçer. Artık Evren de tımarlı sipahi olmuştur. Rumeli’de Macar’la, Ulah’la, Anadolu’da Karamanoğlu ile yapılan savaşlara katılmışlardır. Üç yoldaş Satı Kadın’ı ziyaret için Türkmen obasına varırlar. Satı Kadın konuklarını Yörük Pınarına götürür.  Pınar masaldaki Gökçen Kız’ın ruhunun dolaştığına inanılan bir mekândır. Gece yarısı pınara yüzü peçeli bir kız gelir. Su alır döner. Satı Kadın Gökçen’i anlatır sipahilere.

Gökçen Karaman’dan gelmiş bir Varsak kızıdır. Varsak boyundan ve Tümenoğlu ailesindendir. Çok güzeldir. Gözleri baktığını helak etmektedir. Bu yüzden peçeyle dolaşmaktadır.

Deli Kurt belli belirsiz bir biçimde peçe arasından Gökçen’in gözlerine bakmış ve çok etkilenmiştir. Gece uyuyamaz. Kalkar tekrar Yörük çeşmesine gelir. Sabaha doğru Gökçen’in koyun güttüğü tepeye gelen Deli Kurt, onu kaval çalarken bulur. Gökçen akşam çeşme başında gördüğü Deli Kurt’u tanımıştır. Deli Kurt, Gökçen’in gözlerini görmek ister ama Gökçen göstermez. Gözlerini kendisini her yarışta geçerek, kendisini yenen ve kocası olmayı hak eden kişiye gösterebileceğini söyler.

Sipahiler tımarlarına dönerler. Aradan bir kış mevsimi geçer. Kış boyunca Deli Kurt, gökçen’i düşünmüştür. Baharla birlikte ordunun seferi başlar. Ardından Karamanoğlu üzerine varılır. Karamanoğlu üzerine yapılan savaşta, Karamanlı bir yaralıyı haksız yere öldürmek isteyen bir yeniçeri ile kavga eden Deli Kurt yaralanır. Karamanlı köylüler Deli Kurt’u kendi köylerine götürür ve yarasını dağlarlar. Deli Kurt’un yeniçerinin elinden kurtardığı yaralı Varsak boyundan ve Tümenoğlu ailesindendir. Yaralı Tümenoğlu Balaban’dır. Deli Kurt’la dost olurlar. Deli Kurtla Balaban gezerlerken Şeytan Dağı’na gelirler. Dağın bir masalı vardır. Şeytan kalbi olmayan bir kıza âşık olmuş ve kahrından bu dağa sığınmıştır. Masalın geri kalanını Kara Çoban’dan dinlerler. Kara Çoban, masallardaki bütün kızların adının Gökçen olduğunu söyler. Deli Kurt dinlediği masalla gönlüne koyduğu Gökçen arasındaki benzerlikle sarhoştur. Balaban’la birlikte Varsak obasına gelirler. Deli Kurt, Varsak obasında Gökçen’in anasıyla karşılaşır. Gökçenin anası bir Uygur kızıdır. Soyunun büyülü bilgilerine sahiptir. Yağmur yağdıran bir de taşı vardır. Deli Kurt’a “eğer Gökçen’i gerçekten seversen gözlerine bakabilirsin der ve Gökçe’nin de kendisinde gönlü olduğunu ekler. Gökçen’in anası Deli Kurt’a bir emanet çıkın vererek kızına götürmesini söyler.

Deli Kurt, Türkmen obasına döndüğünde hiç oyalanmadan Gökçen’e varır. Emaneti verdiğinde Gökçen’e âşık olan Türkmen Bey’inin Oğlu karşısına çıkar. Vuruşmaya başlarlar.  İki âşık ağır yaralarla yere düşerler. Gökçen, yalnız kendisinin bildiği bir yöntemle yaralıları tedavi ederek iyileştirir. Deli Kurt, Gökçen’e gönlünü açar. Gökçen, Deli Kurt’a peçesini açar ve gözlerine bakmaya alıştırır.

Deli Kurt tımarına döner. Aradan bir kış daha geçer. Baharla birlikte Sırplar üzerine başlayan sefer Deli Kurt’u Gökçen’e gitmekten alıkoyar. Sırpları yenen ordu, Macarlarla da cenge tutuşur. Savaşı Osmanlı ordusu kazanır ama cenk bittiğinde Deli Kurt kayıptır. Çakır ile Evren obaya dönerler. Yörük çeşmesinde Gökçen, Deli Kurt’un sağ olduğunu haber verir.

Deli Kurt Macarlara üç yıllık esaretten sonra kaçar. Obaya vardığında Gökçen’in Varsak’a gittiğini ve yedi ay sonra döneceğini öğrenir. Deli Kurt Macarlar üzerine sefere çıkan orduya yetişir. Osmanlı ordusu yenilir. Çakır ve Evren şehit düşerler. Sefer dönüşü eşini ve çocuklarını yanına alan Deli Kurt, Türkmen obasına, Satı Ana’ya gider. Satı ananın sakladığı mektuplardan kendisinin Osmanlı soyundan geldiğini, İsa Bey’in oğlu olduğunu öğrenir. Oğlunun adını İsa koyar.  Bu arada Macarlar yapılan barışı bozup tekrar savaş ilan etmişlerdir. Savaşa girmeden önceki gece Deli Kurt ile Gökçen Yörük pınarında buluşurlar.

Varna’da kanlı bir cenk olur. Deli Kurt’un büyük yararlılıklar gösterdiği savaşı Osmanlı ordusu kazanır. Savaştaki hüneri nedeniyle alay başı yapılan Deli Kurt padişahın izniyle erkenden Türkmen obasına döner. Döndüğünde karısının, çocuklarının ve Satı Kadın’ın sel felaketinde öldüklerini öğrenir. Deli Kurt’un oğlu İsa’yı selden kurtarmaya uğraşırken Gökçen Kız da ölmüştür. Bir gece içinde saçları ağaran Deli Kurt Yörük pınarına varır. Her şey kaybolmuştur. Atına atlar kendisinin dahi bilmediği bir meçhule, yolların sonuna, doğru sürer.

Romanın Tertibi

Deli Kurt romanı adını kahramanı Murat’ın lakabından alır. Roman tek bölüm halinde, 28 başlık altında tertip edilmiştir. Yan olayların her biri faklı bir başlıkla adlandırılmıştır: Esrarlı Kadın, Bala Hatun, Barakoğlu  Çakır, Deli Kurt, Hayâletler, Dil Sürçmesi, İlk Savaş, Tımarlı Sipahi Murad, Gizli Yolculuk, Hasan Çelebi, On Yıl Sonra, Gökçen Kız, Yassı Tepenin Arkası, Oba Beğinin Oğlu, Umulmayan Birisi, Şeytan Dağı, Varsak Obası, Gökçen’in Anası, Kaval Ve Kılıç, Sevgi, Kutlu Gece, Kaybolan Sipahi, Tutsaklık, İzledi Geçidi, Korkunç Aydınlık, Unutulmaz Ayrılık, Varna Meydan Savaşı, Yolların Sonu

Son başlık yazarın şiirlerini topladığı kitabın adıyla aynıdır: Yolların Sonu.

Romana Gökçen’in olağanüstü kimliğini izah edici nitelikte iki masal katılmıştır.

Roman, bir yandan bir aşk öyküsü olarak devam ederken tımarlı sipahi olan Çakır ile Deli Kurt’un şahsında da tarihi olayları aktarır.

Yazar, yer adlarında, zaman belirteçlerinde, kişi ve muharebe adlarında tarihi gerçeklere sadık kalmış, aşk öyküsündeki gerçeküstülüğü gerçekçi bir tarihi dekora dayayarak tarih romancılığındaki ustalığını başarıyla sergilemiştir.

Romanın Tezi

Romanın ana fikri devletin ve milletin bekası için fedakârlık yapmanın yüceliğidir. Millet hayatında meydana gelen kesintilerin adsız kahramanların fedakârlığıyla aşılabileceği fikrini okuyucusuna sunar yazar romanında.

Romandaki aşk, maddi kavuşmayla sonuçlanmaz. Yazarın diğer romanlarında da görülen bu husus gerçek aşkta tensel kavuşmaya ihtiyaç olmadığı fikrinin de aktarımına aracılık ettiğini düşündürür. Deli Kurt’un derin bir aşkla sevdiği Gökçen, idealize edilmiş güzelliğin bir masal atmosferi içinde sunumu sayılabilir.

Yazar, fikri yazılarında da Osmanlı Hanedanına duyduğu saygıyı birçok kez dile getirmiştir. Deli Kurt romanının kahramanı da bir Osmanlı şehzadesidir. Yazarın tarihçi kişiliğini ve Osmanlı Hanedanına duyduğu hayranlığı yansıtan bir eser olarak da yorumlanabilir. Türk Tarihinde Meseleler adlı eserinde: “Osmanlı Hanedanı, Türk tarihindeki ailelerin en büyüğüdür. Tarihi vazifesini şerefle yapıp çekilmiştir.” diyerek bu tarih şuurunu ifade eder.

Romanın yan olaylarında yazar, bağnazlığın kötülüğünü, ölüm olgusu karşısında insanın acizliğini, ölüm fikrinin insanı bilgeleştiğini, ömrün faniliğini de yardımcı fikirler olarak işlemiştir.

Bakış Açısı

Roman hâkim bakış açılı ve üçüncü kişi anlatımlıdır. Anlatıcı her şeye hâkimdir. Bütün olanları bilir, kahramanlarının geçmişlerini, iç dünyalarını serer ortaya. Üçüncü şahıs anlatımında yer yer kahraman anlatıcı tercihleri de görülür. Anlatılan olaylar çoğu zaman Murat’ın gözüyle görülür ve onun algısıyla sunulur.

Bazen yazarın anlatıcının şahsında ortaya çıktığı görülür. Macar milletiyle ilgili değerlendirmede, Torlak Kemal’in ordusundaki batini dervişlerine dair yapılan yorumda yazarın anlatıcıyla birleştiği görülür.

Bazı bölümlerde yazarın olay kahramanlarına fikirlerini söylettiğine şahit oluruz. “Biz insanları dinlerine göre değil, soylarına göre ayırırız…” sözü Gökçen’in anasına söyletilse de aslında okuyucu anlamaktadır ki bu yazara ait bir düşüncedir. Bu türden birçok sözü kahramanlarına söyletir yazar.

Zaman

Olayın tarihi zamanı 1402 ile 1444 arasıdır. Ankara savaşı bitmiş ve taht kavgası başlamıştır. Olay dilimleri arasında geçen zaman anlatıcı tarafından doğrudan söylenir, ayrıntıya gizlenmez. Aradan altı yıl geçti, on yıl sonra gibi ifadelerle zaman aralıkları okuyucuya sunulur.

Zaman anlatımı oluş sırasına göredir. Ayrıntının sunulmasında da oluş sırası yöntemine sadık kalınır. Birkaç ayrıntının sunumunda geri dönüşlere yer verilir. Olay örgüsünün iç zamanlarında en çok ifade edilen zaman dolunaylı gecedir. Bilhassa Yörük pınarında ve Yassı Tepe’de Gökçen’le geçirilen zaman hep dolunaylı gecelerdir. Olayın ruhu ile zaman arasındaki bağlantı da böyle kurulur. Gökçen Kız’ın büyülü ve sırlı haliyle örtüşen bir zaman olarak dolunaylı gecenin seçildiği düşünülebilir.

Mekân

Olayın mekânı Karası sancağıdır. Çakırın tımarının bulunduğu köy, Türkmen obası, savaş meydanları, Varsak Obası, Yörük Pınarı ve Yassı Tepe olayın belli başlı mekânlarıdır. Yörük Pınarıyla Yassı Tepe dışındaki mekânlar ayrıntıya dökülmemiştir.

Satı Kadın’ın evi, Türkmen Bey’inin otağı ve Yörük çadırına dair yapılan tasvirlerin dışında mekân anlatımında ayrıntılar önemsenmemiştir. Olayın ruhu ile mekânın anlatımı arasında kurulan ilgiler çok yoğun değildir. Sadece Yörük Pınarıyla, Yassı Tepe’nin anlatımında görülen olağanüstülükle Gökçen’in kişiliği arasındaki bağ başarıyla kurulmuştur. Buna birazcık da Gökçen’in anasının çadırında görülenlerle mekân arasında kurulan bağlantı örnek verilebilir.

Şahıs Kadrosu

Deli Kurt, yazarın diğer ve daha ünlü tarihi romanı olan Bozkurtlar’a oranla ruh tahlillerinin daha yoğun olarak yer aldığı bir eserdir. Çakır’ın taşıdığı emanete dair endişeleri, Deli Kurt’un Gökçen ile Karısı Melek arasında vicdani muhasebe yaparken yaşadıkları romanın başarılı ruh tahlilleri arasında sayılabilir.

Roman’ın ana kahramanı Murat’tır. Bir şehzade olduğunu ancak romanın sonunda öğrenen Murat, Bozkurtlar romanındaki Urungu’ya benzer. Yiğittir, yenilmez ve güçlü bir savaşçıdır. Merhametlidir. Dünyaya tamahı yoktur. Sade bir kişiliği vardır. Bir şehzade olduğunu öğrenmesine rağmen sıradan bir sipahi olarak savaşa katılmasındaki fedakârlık ile Gökçe Kız’a duyduğu aşkın sıra dışı platonik yanı romanın Murat’a yüklenmiş mesajları sayılabilir.

Romanın ikinci kahramanı olan Gökçen, sıra dışı güzelliği ve olağanüstü özellikleri olan bir kadındır. Çok güzeldir. Güçlüdür. Sesi etkileyici, kavalı büyüleyicidir. Sesi çok uzaklardan duyulur, gaipten bilgiler edinir, soyundan gelen kutlu bilgilerle hastaları iyileştirir, yağmur yağdırır ve en önemlisi gözlerinden yeşil ve büyülü bir ışık yansır. Âşıklarına karşı taş kalpli biri iken sevdiği erkeğin çocuklarını kurtarmaya çalışırken ölecek kadar da fedakârdır.

Çakır, romanın en gerçek kişilerinden birisidir. Tımar sahibi bir sipahidir. İsa Bey’in en güvendiği adamdır. Bala Hatun’u obaya getiren, Murat’a ve Evren’e hayatı ve askerliği öğreten odur.

Satı Kadın, tam bir bilgedir. Becerikli, sabırlı ve liyakatli bir Türkmen kadınıdır. Evren’in annesi, Çakır’ın sütanası, Murat’ın ise bakıcısıdır. Roman kahramanlarının buluşma noktasıdır.

Bala Hatun, İsa Bey’in karısı, Murat’ın annesidir. Bey karısıdır. Satı kadına emanet edilir. Kocasının ölümüne dayanamayarak genç yaşta ölür.

Evren, Satı Kadın’ın oğlu ve Murat’ın arkadaşıdır. Birlikte büyürler. Can yoldaşı olurlar. Yiğit bir sipahidir.

Hasan Çelebi, İsa Bey’in en sadık ve en yakın adamıdır. Murat’a babasının emanet akçalarını verir. Tek yönlüdür. Olay örgüsünün yardımcı karakterlerinden birisidir.

Balaban, Murat’ın Gökçen’in obasıyla ve annesiyle tanışmasına ve sırlarını öğrenmesine aracılık eden kişidir. Romandaki işlevi bundan ibarettir.

Esen Börü, Gökçen’in anasıdır. Uygur soyundan gelen ve olağanüstü güçleri olan bir kadındır. Bütün özellikleri Gökçen’de de vardır. Eski Türk inançlarını Müslümanlık dönemine taşıyan Kam soyundan gelme bir kadındır. Hastaları iyileştirir, gabiden haber verir, yağmur yağdırır, gözlerinden büyülü bir yeşil ışık fışkırır. Gökçenin varlığını açıklayıcı bir öğe olarak yer alır romanda.

Romanda Murat’ın gerçeği, Gökçen’in hayal ve düşü temsil ettiği düşünülebilir. Adanmış ve yiğit kişiliğiyle Murat, yazarın idealize ettiği Türk tipini temsil eder. Ülkeler ötesinden sesi duyulan kavalıyla, bakanın iflah olamadığı büyülü yeşil gözleriyle, bilinmezlere vakıf gizli güçleriyle, insanüstü yaşama biçimiyle Gökçen Kız, gerçekten kaçıştır.

Olay Örgüsü

Olay örgüsü üç ayrı başlığa bölünebilir. Birincisi 1402 ile 1444 yılları arasında Osmanlı Beyliği içerisinde yaşanan tarihi hadiselerdir. Ankara Savaşı, taht kavgası, Çelebi Mehmet’in tahta geçişi, Torlak Kemal İsyanı, Karaman Beyliğiyle Osmanlı arasındaki hâkimiyet mücadelesi, Balkanlardan Avrupa içlerine doğru devletin genişlemesi olay örgüsünün ana başlıklarını oluşturur. Yazar’ın tarihi bilgisinin sağlamlığı bu arka planın başarıyla kurulmasında önemli bir etken olarak görülebilir.

İkinci olay, İsa Bey’in oğlu Murat’ın bir Türkmen obasında şehzadeliği herkesten saklanarak yetiştirilmesidir. Bu olay, Anadolu’daki Müslüman-Türk kültürünün arka planıyla zenginleştirilerek sunulmuştur.

Üçüncü ve romana asıl kimliğini veren ana olay ise Murat ile Gökçen Kız’ın gerçeküstü aşkıdır. Bu aşk Urungu ile Ay Hanım’ın aşklarına çok benzer. Ve bu benzerlik Ruh Adam romanındaki aşk anlatımlarında da görülecektir.

Deli Kurt romanı gerçekçi anlatımlarının yanı sıra masalımsı ve destansı öğeleri de barındırır olay örgüsünde. Gökçen Kız’ın varlığıyla ilişkilendirilerek anlatılan iki masal ile Türk destan motiflerinden olan Yada Taşı bu durumun belirgin örnekleri olarak zikredilebilir.

Romanda olağanüstü anlatımlar da oldukça geniş bir yer tutar. Bala hatunun mezarı başında Çakır’ın hayaletler görmesi olağanüstü anlatımların ilkidir. Çakır, gece yarısı gittiği kabir başında Bala Hatun’u İsa Bey’in, Annesinin, Babasının ve Amcasının hayaletleriyle konuşur. Gökçen Kız’ın varlığı tümüyle olağanüstülükler taşır. Hastaları ve yaralıları kısa sürede iyileştirme, uzak yollardaki yolcuları görme, Macar zindanındaki Murat’a mesafeler ötesinden seslenme, yağmur yağdırma gibi daha nice olağanüstü anlatım yer alır eserde. Deli Kurt romanının yan olayları kahramanların karakterlerini ve ana olay içindeki işlevlerini göstermek için başarıyla seçilmişlerdir.

Değerlendirme

Deli Kurt, Bozkurtlar romanının devamı niteliğinde bir eserdir. İki romanın hem olayları hem de kahramanları birbirlerinin takibi niteliğindedir. Bu benzerliği Ruh Adam romanıyla da sürdürmek mümkündür. Denilebilir ki Deli Kurt, Bozkurtlar ile Ruh adam romanlarının tam ortasında durmaktadır. Urungu ile Deli Kurt birbirlerine benzerler. Aynı benzerlikler Ay Hanım ile Gökçen Kız arasında da tespit edilebilir.

Ruh Adam romanına kaynaklık eden Uygur masalının izlerini Deli Kurt romanında bulmak zor değildir. Sadık ve iyi bir eşe sahipken pençesine düşülen bir aşkın verdiği vicdan azabında da iki romanın ortak çizgileri görülebilir.

Bütün bunların ötesinde Deli Kurt romanı tek başına Türk edebiyatının tarih romancılığı sahasındaki önemli eserlerinden birisidir. Usta bir tarihçi olan yazarın tarihi bilgi ve folklorik malzemeye hâkimiyeti anlatımına güç vermiş ve eserin başarısını hazırlamıştır. Güzel bir anlatım ve kısa ama etkili cümleler ve olay örgüsü arasına serpiştirilmiş deyişler romana farklı bir lezzet vermiştir.

Gönül kader adında
Bir tuzağa atılmış
Gönül birçok duygudan
Ve oddan yaratılmış

İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: HerfeneSanat

DENEMELER

Havvanur Şimşek Hepimize fazlasıyla tesir eden kitaplar vardır....
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir